Kişiler arasında ortaya çıkacak uyuşmazlıkların Avukatlık Kanununun 35/A maddesine göre uzlaşma yöntemiyle kısa sürede ve en az masrafla çözmek için uygulanacak usûl ve esasları belirlemek üzere hazırlanan Türkiye Barolar Birliği Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği, 14.04.2017 tarih ve 30038 sayılı Resmî Gazetede yayımlanmıştır. Avukatlık Kanununun 35/A maddesinde düzenlenen “uzlaşma sağlama”, avukatın tekel hakkı kapsamında olup, yalnız avukatların yapabileceği işler arasındadır.
ATAM Başkanı Av. Arb. Prof. Dr. Mustafa Serdar ÖZBEK, Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği hakkında 17.04.2017 tarihinde yaptığı genel değerlendirmede, bu konuda şu açıklamayı yapmıştır:
“Avukatlık Hukukunda yeni bir Avukatlık Kanunu ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın karşılanamaması sebebiyle, ikincil mevzuatla gerekli düzenlemelerin yapılması yoluna gidilmekte ise de, bu hatalı bir yaklaşımdır. Çünkü Kanunla düzenlenmesi gereken hususlar Yönetmelikle düzenlenemeyeceği gibi, Kanunun yetki vermediği hallerde Yönetmelik de çıkartılamaz. Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 124. Maddesi gereğince Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzelkişileri, kendi görev alanlarını ilgilendiren kanunların ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak şartıyla, yönetmelikler çıkarabilirler. Bu hüküm uyarınca Yönetmeliklerde, gerek yönetmeliğin tamamı gerek içinde yer alan münferit maddeler, mutlaka kanunun verdiği yetkiye dayanmalıdır. Avukatlık Kanununun 35/A maddesinin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasları kapsamak üzere yürürlüğe konulan Uzlaşma Sağlama Yönetmeliğinin, bu alandaki kanunlaşma ihtiyacının karşılanmaması sebebiyle hazırlandığı görülmektedir. Çünkü Kanun metninde yer alması gereken hükümler Yönetmelikle düzenlenmiştir. Dahası, Uzlaşma Sağlama Yönetmeliğinin kanunî dayanağı yoktur. Yönetmeliğin 3. maddesinde, Avukatlık Kanununun 35/A ve 182. maddelerine dayanılarak hazırlandığı belirtilmişse de, Avukatlık Kanununun 35/A maddesinde, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûl ve esasları göstermek üzere Türkiye Barolar Birliğine Yönetmelik çıkarma yetkisi verilmemiştir. Aynı şekilde, Yönetmelikte dayanak olarak gösterilen Avukatlık Kanununun 182. maddesi de yeterli bir dayanak teşkil etmemektedir. Çünkü Avukatlık Kanununun 182. maddesinde, ‘Bu Kanunda düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılan hususlar ile Kanunun uygulanabilmesi için yönetmelikte yer alması gereken diğer konuları kapsayan yönetmelikler Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından hazırlanarak Adalet Bakanlığına gönderilir’ hükmüne yer verilmiştir. Uzlaşma sağlama, Avukatlık Kanunda düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılan hususlar arasında olmadığı gibi, Kanunun uygulanabilmesi için yönetmelikte yer alması gereken konulardan da değildir.
Dolayısıyla uzlaşma sağlamanın, Türkiye Barolar Birliği Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 16 ve 17. maddelerinde yer alması isabetliyken ve bu maddelerin değiştirilmesi yoluyla amaca ulaşılabilecekken, bu hükümlerin yürürlükten kaldırılarak ayrı bir Uzlaşma Sağlama Yönetmeliği hazırlanması, mevzuat hazırlama tekniği bakımından uygun olamamıştır. Avukatlık Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören, 10.05.2001 tarih ve 24398 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4667 sayılı Kanunla hukukumuza giren Avukatlık Kanununun 35/A maddesinin uygulanmasına ilişkin usûl ve esaslar, o tarihte tarafımdan hazırlanarak Türkiye Barolar Birliğine sunulmuş ve Avukatlık Kanunu Yönetmeliğinin 16 ve 17. maddelerinde yer almıştır. 2001 yılında müstakil bir Yönetmelik çıkarılması yerine bu tercihin yapılmasının sebebi, mevzuat hazırlama tekniğine uygunluğun sağlanmasıdır.
Bu aşamada son olarak şunu da eklemek gerekir ki, Uzlaşma Sağlama Yönetmeliğinin 15, 1/g maddesinde, “Uzlaşma tutanağının, 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesi uyarınca, 2004 sayılı Kanunun 38 ve 68/A maddelerine göre ilam niteliğinde olduğunun belirtilmesi” denilmişse de, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun 68/A maddesinin ilâm niteliğinde belgelerle hiçbir ilgisi olmadığından, bilgi hatası içeren bu Yönetmelik hükmünün acil değiştirilmesi gerekir. Aynı hatanın tekrarlandığı, Uzlaşma Sağlama Yönetmeliğinin 4, 1/ç hükmü için de bu eleştiri geçerlidir. Yönetmeliğin, gizlilik başlıklı 6. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan ve uzlaşma görüşmeleri sırasında taraflarca veya avukatlarınca yapılan beyan ve ikrarlar ile tutulan tutanakların uzlaşmanın sağlanamaması halinde geçerli olmayıp, uzlaşma konusuyla ilgili olarak açılmış ve/veya daha sonra açılacak davalarda taraflar aleyhine delil olarak kullanılamayacağını öngören hüküm, delil yasağı getirdiğinden Yönetmelikte değil Kanunda düzenlenmesi gerekir”.